“ Trabzonspor Taraftarına Allah Rızası İçin Bir Hatırlatma” başlığıyla kapsamlı bir açıklama yayımlayan Abdullah Ahmet Hoca, değerlendirmesine Hac Suresi’nin 32. ayetiyle başladı. Abdullah Ahmet Hoca, “Kim Allah’ın şiarlarına, dinin koyduğu sembollere ve kutsallara saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır” ayetini hatırlatarak İslam fıkhında Allah’ın ismi ile Kur’an-ı Kerim ayetlerinin özel bir konumda bulunduğunu belirtti. “Mukaddesatı Eğlence Aracı Haline Getirmeye Karşı Fukaha Titiz Davranmıştır”Allah’ın ismi ve Kur’an ayetlerinin dinen tazim gösterilmesi gereken değerlerin başında geldiğini belirten Abdullah Ahmet Hoca, şu ifadeleri kullandı: “İslam fıkhında Allah Teâlâ’nın ism-i şerifi ve Kur’an-ı Kerim ayetleri, şeriatın tazim gösterilmesini emrettiği en mukaddes değerlerin başında gelir. Mukaddesatın hürmetine aykırı düşecek, onları sıradanlaştıracak veya birer eğlence aracı haline getirecek tutumlara karşı fukaha son derece titiz davranmıştır.” Klasik Hanefî fıkıh kaynaklarına ve Molla Ali el-Kârî’nin “Şerhu Elfâzi’l-Küfr” adlı eserine atıfta bulunan Abdullah Ahmet Hoca, dinin kutsal kabul ettiği değerlere yönelik hafife alma davranışlarının fıkıh kitaplarında ağır şekilde değerlendirildiğine dikkat çekti. “Allah’ın Kelamının Kişisel Sözlerin Yerine Kullanılması Sakıncalı”Abdullah Ahmet Hoca, özellikle kalabalık ortamlarda ayetlerin veya Allah’ın kelamının eğlence ve coşku amacıyla kullanılmasının da fıkıh kaynaklarında ele alındığını belirtti. Açıklamasında, “İnsanların kalabalıklaştığı bir ortamda sırf mizah, laubalilik veya durumun ritmine uymak amacıyla ayet okunması yahut Allah’ın kelamının kişisel sözlerin yerine ikame edilmesi, mukaddesatı değersizleştirme şüphesi taşıdığı için sakıncalı görülmüştür” ifadelerine yer verdi. Bu noktada kişinin niyetinin de belirleyici olduğunun altını çizen Abdullah Ahmet Hoca, bir sözün doğrudan Allah’ın ismini veya dini değerleri küçümseme amacı taşımasıyla, kişinin ne söylediğinin sonuçlarını bilmeden bunu kullanmasının aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini kaydetti. “Cahil Bir Kimseye Doğrudan ‘Kâfir Oldu’ Denilemez”Abdullah Ahmet Hoca, değerlendirmesinde tekfir konusunda da dikkatli olunması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ne dediğini, kelimenin nerelere çekileceğini bilmeyen cahil bir kimse bu tür laubali ifadeleri kullandığında; kastı Allah’ın adını hafife almak veya dinden çıkmak olmadığı için ona ‘kâfir oldu’ denilemez.” Ağız alışkanlığı, boş söz veya dalgınlık ihtimalinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Abdullah Ahmet Hoca, kişinin niyeti bilinmeden ağır hükümler verilmemesi gerektiğine işaret etti. “İnsanlara Tazim Edeyim Derken Lâfz-ı Celâl Eğlence Malzemesi Haline Geliyor”Abdullah Ahmet Hoca açıklamasında, geçmiş dönem fıkıh âlimlerinin benzer durumlara ilişkin değerlendirmelerinden de örnek verdi. İmam Muhammed el-Fadl’a atfedilen görüşü aktaran Abdullah Ahmet Hoca, “Cahil halk, gelen bir şahsa hürmet ve coşku sunmak isterken Allah Teâlâ’nın adını bu tür merasimlere harmanlamakta; insanlara tazim edeyim derken Lâfz-ı Celâl’i laubali bir eğlence ve slogan malzemesi haline getirmektedir” ifadelerine yer verdi. Bu tür kullanımlar için kaynaklarda “lehv, oyun ve haram” değerlendirmesinin yapıldığını savundu. Sözü Doğrudan “Allah Allah Muhammed Salah” Tezahüratına GetirdiAçıklamasının son bölümünde tartışmanın merkezindeki Trabzonspor tezahüratını doğrudan ele alan Abdullah Ahmet Hoca, “Allah Allah Muhammed Salah” şeklindeki sloganın ciddi dinî sakıncalar taşıdığı görüşünü dile getirdi. Abdullah Ahmet Hoca şöyle devam etti: “Bu fıkhi esaslar ışığında, Trabzonspor tribünlerinde veya diğer stadyumlarda bir futbolcu için atılan ‘Allah Allah Muhammed Salah’ şeklindeki tezahürat ele alındığında meselenin ciddi sakıncaları ortaya çıkmaktadır.” Allah isminin İslam inancındaki yerine dikkat çeken Abdullah Ahmet Hoca, “İsmi Câmi ve İsm-i A'zam olan ‘Allah’ ismi; bütün ilahi sıfatları, bereketi ve tazimi bünyesinde toplayan en yüce isimdir” dedi. “Allah İsminin Asli Anılma Amacı İbadet, Zikir, Dua Ve Tazimdir”Abdullah Ahmet Hoca, açıklamasında en dikkat çekici değerlendirmesini ise stadyum ortamı üzerinden yaptı. “Bu mübarek ismin asli vaz'ı ve anılma amacı yalnızca ibadet, zikir, dua ve tazimdir” diyen Abdullah Ahmet Hoca, Allah isminin futbol tribünlerindeki coşkunun bir parçası olarak kullanılmasını doğru bulmadığını kaydetti. Stadyumlardaki ortamı da değerlendirmesine dahil eden Abdullah Ahmet Hoca, “Şeriatın böylesine yücelttiği bir ismi, stadyum gibi kadın-erkek karışık ortamlardan, tesettür sınırlarına dikkat edilmeyen durumlardan, küfürlü sözlerin ve bahis/iddia gibi haramların havada uçuştuğu bir atmosferden müteşekkil bir alanda dile getirmek lafzın hürmetine zıttır” ifadelerini kullandı. Abdullah Ahmet Hoca’nın açıklamasıyla birlikte Trabzonspor tribünlerinde Muhammed Salah için yapılan tezahürat hakkındaki dinî tartışma da büyümüş oldu. Daha önce de bazı hocaların benzer yönde görüş açıklamasının ardından, “Allah Allah Muhammed Salah” tezahüratının sürdürülüp sürdürülmemesi taraftarlar arasında da tartışılmaya devam ediyor.
Trabzonspor Tribünlerindeki Salah Tezahüratına Bir Uyarı Daha
“ Trabzonspor Taraftarına Allah Rızası İçin Bir Hatırlatma” başlığıyla kapsamlı bir açıklama yayımlayan Abdullah Ahmet Hoca, değerlendirmesine Hac Suresi’nin 32. ayetiyle başladı.